“İstanbul Adalet Sarayı’nda 31.03. 2015 tarihinde yaşanan saldırıyı kınıyor ve demokrasilerde şiddet eylemlerinin asla karşılık bulamayacağını, asla yanında yer almayacağımızı, bir kez daha tüm kamuoyuna hatırlatıyoruz.
Demokrasiler, olağanüstü olayların meydana geldiği anlarda test edilir. Toplumda büyük üzüntü ve öfke yaratan olaylardan sonra halkın haber alma hakkı ayrıca önem kazanır. Halkın haber alma hakkına getirilmeye çalışılan her kısıtlama evrensel hukuk ilkelerine ve yasalara uygun olmak zorundadır.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak son yıllarda yaptığımız tüm açıklamalarda; güvenlik eksenli bakış açısının ve bu yönde yapılan yasal düzenlemelerin toplumsal barışı sağlayamayacağını önemle vurguladık.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HALKIN HABER ALMA HAKKI İÇİN BİR GÜVENCEDİR
Yine son dönemde kamuoyuna, basın özgürlüğünün, gazetecilere tanınan bir imtiyaz olmadığını, halkın haber alma hakkı için bir güvence olduğunu, gazetecinin kamunun bekçisi konumunda olduğunu, toplumsal barışın kısıtlamalarla değil özgürlüklerle sağlanabileceğini ısrarla ve altını çizerek anlatmaya çalıştık.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti bu konuda pozitif hukuk metinlerindeki olumsuz düzenlemelerin giderilmesi için tüm uyarıları yapmayı görev saymış ve bu görevini yerine getirmiştir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından Hürriyet, Cumhuriyet, Sözcü ve Bugün gazeteleri hakkında resen başlatılan soruşturma da ancak bu ilkeler ışığında değerlendirilebilir.
Terörle Mücadele Kanunu’nda 2013 yılında yapılan değişiklik hakkındaki görüşlerimizi de kamuoyuyla paylaşmış ve eleştirilerimizi bildirmiştik.
OLAYLARIN TOPLUMA AKTARILMASININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER SARSICIDIR
Olayın gerçekleşme biçimi, vahameti göz önüne alındığında bu olayın bildirilmesi, haberin yapılması, TGC Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne görebir görevdir. Meydana gelen olaylar ne kadar sarsıcı olursa olsun, olayların topluma aktarılmasının önündeki her engelde aynı derece sarsıcıdır.
Basın özgürlüğünden vazgeçemeyiz. Toplumda yaşayan bireylerin kendi düşünce ve görüşlerini ifade etmesi, en sarsıcı olayları bile birbirlerinin haklarına tecavüz etmeden, şiddete başvurmadan konuşabilmesi, toplumsal barışın sağlanmasına en büyük katkıdır.
GAZETELERİN SORUŞTURMAYA UĞRAMASI KABUL EDİLEMEZ
Hürriyet, Cumhuriyet, Bugün ve Sözcü gazetesi aleyhine başlatılan soruşturma, bu gazetelerin toplum tarafından bilinen yayın politikaları dahi göz önüne alındığında karşılığını bulamayacaktır. Gazetelerin; Terörle Mücadele Kanunu ile ilişkilendirilerek soruşturmaya uğraması kabul edilemez.
Toplumda üzüntü ve öfke uyandıran her eylemden sonra doğrudan basınının hedef seçilmesi tehlikeli bir gelenek haline gelmiştir. Bu tehlikeli gelenek ise basın özgürlüğü karşısında asla kabul görmeyecektir. Olması gereken ise ülkeyi yönetenlerin, vatandaşlarını terör karşısında korumasıdır. Yoksa doğrudan basına müdahale etmesi değildir. Kamuoyunun bilgilerine duyururuz.”
“Cenaze töreninde uygulanan akreditasyonu kınıyoruz”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz`ın Eyüp Sultan Camisi’ndeki cenaze töreninde bazı yayın organlarına akreditasyon uygulanmasını kınadı. TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşler yer aldı:
“Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun toplumun birlik ve dayanışma içinde olması gerektiğini belirttiği bir günde basına yine akreditasyon uygulanması düşündürücüdür.
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz`ın Eyüp Sultan Camisi’ndeki cenaze törenine Hürriyet, Cumhuriyet, Bugün, Milat, Taraf, Sözcü, Ortadoğu, Yençağ, Birgün ve Zaman gazeteleri ile CNN Türk, Bugün TV, Kanaltürk, İMC TV; Samanyolu TV, Cihan Haber Ajansı ile Doğan Haber Ajansı muhabir, foto muhabiri ve kameramanları alınmamıştır. Akreditasyon gerekçesini soran gazetecilere ise bu tören için talimatın Ankara’dan Başbakanlıktan geldiği ifade edilmiştir.
Bu durum kamuoyunu bilgilendirme görevi ile orada bulunan gazeteciler arasında eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir. Halkın bilgi alma hakkına yönelik yeni bir engellemedir. Bu uygulamayı şiddetle kınıyoruz.”